YOLCULUK: Nereden Nereye?
- Gökhan Demir
- 24 Kas 2024
- 3 dakikada okunur

Yolculuk bir serüvendir dostlar.
Bir yerden bir yere gitmek önce cesaret, sonra motivasyon,
Ve en nihayetinde de nakit ister.
Çok mu maddeden bir giriş oldu?
Bahsedeceğimiz madde aleminde bir yolculuksa
ve ekseriyet böyledir,
Tabi ki maddeyle başlayacağız.
Ne de olsa vakit nakittir demişler ve vakit olmadan da,
ne yoldan, ne yolculuktan, ne de yolcudan söz etmemiz mümkün değil.
Kimi menzile odaklıdır, varılacak bir hedef yoksa yola çıkmak külfettir ona.
Kimini yolun cazibesi sarar, yolda olmayı sever.
Onun için asıl önemli olan yolda karşılaşacaklarıdır.
Sürprizlere açıktır.
Kimi ise ne yoldan, ne yolculuktan bihaber dolap beygiri gibi döner de döner.
İyi de nedendir bunca yolculuk, yol ve yolcu hikayeleri?
Nereden gelip, nereye gittiğimiz neden bu kadar önemli?
Neden gezen bilir de, gezmeyen yola çıkmayan körelir?
Ya da gerçekten öyle midir?
Aslında Aşık Veysel'in dediği gibi
''İki kapılı bir handa gece gündüz gitmekteyiz.''
Geceden sebep batın oluşu, görünmeyişi ve mana tarafıdır.
Gündüz ise zahirdir, görünen ve madde dünyadır.
Yola çıksan da, çıkmasan da yarı gece yarı gündüzdür.
Yarı batın, yarı zahir, yarı madde, yarı mana, yarı evvel yarı ahirdir.
O yüzden aslına bakılırsa yola çıkanla çıkmayan
ya da yolda olanla olmayan arasında bir fark yoktur.
Aslın aslı ise yolda olmayan yoktur.
Yolculuk belki bazen bazı şeyleri anlamamızı hızlandırır.
Ancak bir at gözlüğümüz varsa dünyanın etrafındaki dönüş hızımız
pek de bir şeyi değiştirmez.
Madde aleminde A noktasından B noktasına çizgisel bir hareketle
rotamızı belirler ve yola koyuluruz.
Nerede olduğumuz ve nereye varacağımız bellidir.
Elbette bir amacımız vardır.
Kimi zaman bir yakını ziyaret, kimi zaman iş ya da alışveriş
kimi zamanda bilmediğimiz görmediğimiz yeni yerler keşfetmek için yola koyuluruz.
Sebep ne olursa olsun bizi bu yola çıkarken bir hazırlık beklemektedir.
Mana alemindeki yolculuğumuz ise aslında
hâli hazırda yolda olduğumuzu idrak edince başlar.
Yani aslında çoktan başlamıştır da biz filmin farkına yeni varırız.
En başa dönersek,
İşte bize manevi yolculuğumuzda nakit olarak verilen vakit yani ömürdür.
Bu yolculukta motivasyon ve en pahalı yakıt ise AŞK tır.
Aslında yeme içme isteğin, barınma güdün, iş bulma motivasyonun,
Hayatta kendine bir yer edinme çaban hepsi içindeki bu Aşktandır.
Seni yola düşüren de, sana bu bedeni giydiren de,
Seni kapı kapı gezdiren de anlarsan hep bu aşktır.
Kimini çukurlara indirir, kimini dağlara tırmandırır,
Kimini mağaralara sokar, kimini denizlerde gezdirir.
Bir merakınız varsa bir düşünün dostlar
Nedir bu merakın nedeni?
Pek bir şey bulamazsınız, zihnen bir iki açıklama gelse de
biraz daha ısrar ettiğinizde bir sebep bulamadığınızı görürsünüz.
İşte bu Aşktır.
Sebepsiz, kendiliğinden, engellenemez ve tabi ki içten ve samimi.
Yalnızca kendisiyle açıklanır.
Yani açıklanamaz olanı kendinden kendine açıklar.
Yolculuğa sebep kimi zaman bir hobidir,
kimi zaman da para gibi görünür.
Kimi zaman bir dürtü, kimi zaman da önlenemez bir merak.
Ne derseniz deyin yolun başı sonu , amacı , bineği , durağı,
hanı hamamı, vakti nakdi neyi var, neyi yoksa Aşktır.
Kimini devran eder gezdirir, kimini dut yemiş bülbüle çevirir.
Kimine sabrı, niyazı öğretir , kimini eşekten düşmüşe benzetir.
Kimini sever sevdirir, kimini diyar diyar gezdirir de
yıllar sonra kendine getirir.
Yolculukta kiminin başı boş, kiminin hoş ,
kiminin ise başı içtiği şaraptan sarhoştur.
Yola bakarsak ne geleni biter, ne geçeni.
Yolculuğa bakarsak ne öncesi vardır ne sonrası.
Aslına bakarsak YOLCULUK kendinden kendinedir.
Hiçten hiçe, içten içe.
Kendinden çıkarak kendine gelme halidir.
Madde yolculuğundaki duraklar hanlar hamamlar,
mana yolculuğundaki duraklar ise bilinçler ve hâllerdir.
Kervan yolcusu bir handan bir hana geçerken
Mana kervanının yolcusu bir halden başka bir hâle geçer.
Her geçtiği hâlin bir sonraki hâlinden ne kadar da eksik olduğunu görür.
Kervan yolcusu yolunu bilir, varacağı yeri bulur, olması gerektiği yerde olur.
Mana kervanının yolcusu içinse ne bilme vardır, ne bulma vardır, ne olma vardır.
Yine en en başa dönersek
Diyebiliriz ki
Bu öyle bir yoldur ki,
Ne ucu vardır ne bucağı,
Bu öyle özel bir yolculuktur ki
Ne duru vardır, ne durağı.
Tüm bu yazılan çizilen BEN ce.
Pekiyi de aslında önemli olan ,
SEN ce;
Yolculuk nereden nereye?
Comments