BİR HAYAT DERSİ OLARAK TOPKAPI SARAYINI ÜÇ ADIMDA GEZMEK
- Gökhan Demir
- 7 gün önce
- 4 dakikada okunur

Değerli Dostlar,
Topkapı Sarayı'nı gezmek hoştur.
Zamanında yanına bile yaklaşılamayan bir gizli hazine olan saray bugün kapılarını tüm dünyadan gelen ziyaretçilerine açmakta ve nesi var nesi yoksa gözler önüne sermektedir.
Yani anlayacağınız artık gizlisi saklısı yoktur.
Ne sarayı çepeçevre kuşatan surlar, ne birinden diğerine geçerken ecel terleri dökülen koridorlar, ne merak uyandıran şatafatlı bir yaşam.
Şimdi Topkapı Sarayı dünyanın en çok ziyaret edilen müzelerinden biridir.
Ve tabi ki ziyaretçiler en çok da burada yaşayan ve kendi zamanlarında tarihe yön veren muhteşem insanların esrarengiz hikayelerini merak etmektedir.
Tabi ki bizler de dilimiz döndüğünce bu yapıyı insanlara anlatmaya gayret ediyoruz.
Şimdi bambaşka bir yöntem kullanarak Topkapı Sarayını bir hayat dersi olarak üç adımda gezmeyi deneyeceğiz.
Pekiyi nasıl yapacağız bunu?
Öncelikle hayat dersi demekle ne kastediyorum?
Hayat aralıksız bir okuldur değerli dostlar.
Ne kadar biliyoruz desek de hiçbir konuda artık benim öğrenecek bir şeyim kalmadı demek mümkün değildir. Her zaman birbirimizden öğrenecek bir şeyler mutlaka vardır.
Öyle ya, yaşa ki neler göresin dememişler mi?
Elbette bizler de yaşadıkça gördükçe yeni şeyler öğreneceğiz.
Bazen öğrendiklerimiz tepetaklak olacak.
Yepyeni bakış açılarıyla bakacağız ya da bakmak zorunda kalacağız.
Daim doğru diye bir şey olmadığını bize en başta bilim söylemektedir.
İşte bu perspektiften bakınca diyebiliriz ki her günümüz, her işimiz, her eylemimiz, her deneyimimiz bize yeni bir bakış açısı kazandırmakta ve yolumuza yeni bir ışık yakmaktadır.
Şimdi geldik mevzuya.
Yeni bir bilgiyle, öğrenilecek bir şeyle karşılaştığımızda, soyut ya da somut fark etmez, öğrenilmesi gerekene üç adımda yaklaşırız.
İlk adımda konunun tamamen dışındayızdır.
Pek bir fikrimiz yoktur ve kulaktan dolma bilinçaltımıza tıkıştırılmış düzensiz ve karmaşık ne olduğu belirsiz kimi bilgiler kafamızda uçuşmaktadır.
Ya bir yerlerden ya da birilerinden duymuşluğumuz vardır ya da tesadüfen bir yerinden ilişmişizdir.
Yeterli motivasyonumuz varsa konuyla ilgili hazırlık yaparız.
Gidebileceğimiz bir okul, alabileceğimiz bir kurs ya da bu konuyu bize öğretecek birini araştırırız.
Konu üzerinde yazılmış eserleri karıştırır, böylelikle ilk adımları atarız.
İşte burası İilmel Yakindir.
Yani mevzunun ne olduğunu işitme ve anlama denemesi.
Henüz Saray surlarının dışındayız.
Surların çevresinde Ayasofya'dan Gülhane'ye oradan Sarayburnu'na çıkar yine Sur-i Sultani'yi çepeçevre dönerek Çatladıkapı'dan geçer ve Bab-ı Hümayun'un ( Büyük İmparatorluk Kapısı) önüne geliriz.
Sarayın ne büyük olduğunu ve ne kadar iyi korunduğunu anladık.
Ama içeri girme yani konuyu anlama isteğimiz devam etmektedir.
Kapıda görevli nöbetçilere içeri nasıl girmemiz gerektiğini sorarız.
İlk bahçenin herkese açık olduğu bilgisine erişiriz bu defa.
merakımız ve gayretimiz bizi surların içine sokmuştur.
İşte şimdi sarayın ilk avlusundayız.
İlmel Yakin boyutundayız hala.
Yani bilgi olarak yakınlaştık.
Ancak bir kapı daha var karşımızda.
Bab-üs Selam Selam Kapısı orta kapıdayız.
Öğreniyoruz ki bu kapıdan geçebilmek izine tabidir.
Ya Sarayda bir işimiz olmalı ya da Sarayda üst düzey birisi bizim kapıdan geçebilmemiz için nöbetçilere izin vermelidir.
Saraya girmenin yollarını arıyoruz.
Ya bir pozisyonumuz, ya bir tanıdığımız, ya yapacak bir işimiz olmalı ki içeriye kabul edilelim.
bunun için yapacağımız tüm çalışma yine İlmel Yakin düzeyindedir.
İlmimizi, bilgimizi, vasıflarımızı geliştirdik, artık bilgimizle, fikrimizle, ön plana çıkan zeka ve yeteneklerimizle Orta Kapıdan da geçmeyi başardık.
Artık ikinci avludayız.
Aynel Yakin mertebesinde yani önceden bilgisel olarak varlığından haberdar olduğumuz Vezirler Divanını, Adalet Kulesini, Harem girişini, Saray Mutfaklarının girişini ve üçüncü kapısı olan
Bab-üs Saade'yi de ( Mutluluk- Saadet Kapısı) gözlerimizle (Aynel) görmeyi başardık.
Artık burada bir işimiz var bu avluya girebildiğimize göre.
Görevimizi hakkıyla yerine getirdiğimiz sürece bu avluya giriş ve çıkış iznimiz olacaktır.
Yani artık işimizin ya da konumuzun ehli olmuşuzdur.
Ancak gözlerimizle gördüğümüz üçüncü kapıdan ötesine geçebilen sadece Sultan'dır.
Sultan tüm Sarayın sahibidir ve haliyle Sultanlığını da kimseye bırakmaz.
Yani kısacası üçüncü kapı ya da Mutluluk Kapısından geçebilmek için bizatihi Sultanın kendisi olmak lazımdır.
O kapıdan geçebilmek ancak o Sultanın iki dudağının arasından çıkacak söze bağlıdır.
İşte burası Hakkel Yakin mertebesidir.
Artık söz, yetki, karar buradan itibaren sadece Sultan'ındır.
Saltanat Hazinesi, en değerli mücevherler, çeşitli devletler tarafından hediye edilen kıymetli parçalar, Kutsal Emanetlerde saklanan manevi öneme sahip pek çok kutsal eser, en değerli hazinelerin bulunduğu bu bahçe hakkında elbette bilinmezliğinden ötürü pek çok esrarengiz hikayeler anlatılır ve dolayısıyla pek çok şaibeler de üretilir.
Ancak işin aslını ve iç yüzünü Sultan'dan başka bilen yoktur.
Tüm cevaplar ondadır.
Yani ancak Sultan bu mertebededir.
Dolayısıyla en saklı bölümler olan Harem ve en manzaralı olan köşkler, kasırlar ve sonrasında gül bahçeleri cennet misali güzellikler işte yalnız Sultan'ın tasarrufundadır.
Şimdi bu gözbebeği Sarayı Üç adımda gezebilirsiniz.
Çünkü artık içini dışını en gizli köşelerini kapılarda görevli nöbetçilerin gözüyle,
Kubbealtı'nı divanda toplanan vezirlerin gözüyle, Mutfak bölümünü Saray aşçılarının gözüyle, Haremi Kara Ağaların , Enderun'u Ak Ağaların gözüyle, tüm levazım bölümlerini Zülüflü Baltacıların gözüyle gördünüz ve müşahede ettiniz.
Çünkü tüm bu bölümlerin hepsine girip çıkabilen Sultan olarak Sultan'ın gözüyle gördünüz.
Artık bu koskoca Saraya ve olup bitenlerin hiçbirisine yabancı değilsiniz.
Aşinasınız.
Sarayla ilgili ne kimseye bir şey sormanıza gerek kalmıştır, ne de bir rehbere ihtiyacınız kalmıştır.
Bizatihi Sultan'ın rehberliğinde bizatihi Sultan'ın kendisi olarak girip çıkmadığınız yer kalmadı.
İşte bu Hakkel Yakin bizatihi yaşanılan bilgidir.
Öyle ya Sarayı orada yaşayan Sultan'dan daha iyi kim bilebilir.
İşte hayat bilgisi de değerli dostlar bu yaşanmışlığın bilgisidir.
İlk adımda duvarların ötesinden, sonra içeriden ve en sonunda da bizzat yaşanarak edinilen bilgidir.
Hakkel Yakin bilgisidir.
Topkapı Sarayı hakkında ciltlerle kitap bulabiliriz.
Okuyup öğrenebiliriz.
Hatta ziyaret eder gezebiliriz.
Ancak Sultan'ın gözünden bakamayız.
İşte hayat bilgisi
Sultan'ın gözünden bakmaktır.
İşte bu üç adım
Sultan'ın gözünden bakabilmek için gerekli üç adımdır.
Atabilene aşk olsun.
Kalın sağlıcakla.
Comments