top of page

Başıbozuk aşıklar şehri: NAPOLİ

Güncelleme tarihi: 4 Tem 2024



Değerli Dostlar,


Dünyada ne kadar farklı insan varsa, o kadar farklı bakış vardır.

Herkesin baktığı aynıdır da gördüğü farklıdır.


Kimi Napoli'de çöp dağları görür, kimi kapkaççı görür, kimi yemek parası soran göçmenleri görür.



Sevgili dostlar,

Ben Napoli'ye baktığımda başıbozuk aşıklar gördüm.

Kimi yanındaki genç sevgilisine,

Kimi kavgasına,

Kimi şehrine,

Kimi ekmek parasına,

Kimiyse şöhretine aşıktır.


Sofia Loren İtalyan'ım demez ,

Napoliten'im der.

Şehrine aşıktır.


Nea Polis, yeni şehir, Napoli.

İtalya'nın yaramaz çocuğu.

Başıbozuktur doğru, kirlidir doğru.

Her Akdeniz kenti gibi pencerelerinden ,

Balkonlarından çiçek renklerinin

Çamaşır renklerine karıştığı şehir.

Tarihin karanlık odalarına girersek çıkmamız güçtür.

Bu yüzden gözümüzü tarihin karanlık sayfalarına değil,

Işıltılı insanlara çevirmekte fayda var.


Cazibesini sonuna kadar kullanan bir şehir.

Tıpkı Sophia Loren gibi.

On beş yaşında , Bir Napoliten.


Hollywood'ta çiçek açmış,

Rengiyle ve cazibesiyle tüm dünyayı etkisi altına almış,

Parlak ışıltılı bir hayat, şöhret, zenginlik ile biçimlendirdiği,

Kendi sesi ve müziği.


İşte bu müziği işitmek için dahi gelebilirsiniz Napoli'ye.

Tabi ki duymak isteyene, gönül kulağıyla dinleyene.

Gözüyle değil, kalbiyle işitene.


Sesler ve renkler, sizin gözünüz olmadığında anlamsızdır.

Onlara o renklerin canlılığını, müziğin ritmini veren sizin bakışınız,

Sizin can kulağınızdır.

O yüzden eskiler işitmek için Can kulağıyla dinleyin derler.

Yahut hakikaten görmek için gönül gözüyle görmelisiniz denir.


İşte gönül gözüyle bakanlar,

Şehri baştan başa yalınayak koşarak geçen aşıkları görebilir,

Ya da onların gönül yakıcı şarkılarını işitebilir.


Korsan naralarının, sevişme seslerine karıştığı şehirdir.

Katolik papazların tüm bu seslerle inleyen sokaklarda tedbirli yürümek zorunda kaldıklarını,

İç gıcıklayan gülümsemelerden gözlerini kaçırdıklarını hissedersiniz.

Güvercinleri bile arsızdır,

Masaların üzerinde gezer,

Önünüzdeki lokmayı almaya çalışırlar.

Enler buradadır.

En yeniler,

En arsızlar,

En aşıklar,

En zorbalar.

Lİmandan gemilerden çıkarak merakla Plebiscito meydanına yürüyen turist grupları

Ve onları sabırsızlıkla bekleyen Napoliten dükkanlar.

Toledo caddesinde Komünist dergi satan üniversite öğrencileri.

Pizzasına geleneğini, söhretini ve sevgisini katan iddialı Restaurant sahipleri.

Baktıkça daha da cazibeli nasıl olunur diyeceğiniz ara sokaklar

Ve o ara sokakları saran

Limandan gelen İyot kokusu.


Her şehre girdiğinizde hemencecik size hoş geldin diyeceğini sanan yanılır.


Selamlaşacaksınız önce.

Halini hatırını soracaksınız.

Kendinizi tanıtacak müsaade isteyeceksiniz

Ve en önemlisi gülümseyeceksiniz.


Siz ona gülümsemeden onun size hoş geldin demeyeceğini de bilmelisiniz.


Yalan yok, pasaportunuzu, cüzdanınızı ya da ne bileyim yeni aldığınız bir cep telefonunu

Bir hoş geldin bedeli rehin bırakabileceğiniz şehirdir Napoli.


Siz ona iyi davranın ki o da size iyi davransın.


Siz ona ikram edin ki gönlünüzden,

O da size ikram etsin, tadından ,renginden, kokusundan ve şöhretinden.


Şöhret kendi başına nötrdür.

Sizin ona nasıl baktığınız o şöhrete anlam katar.


O yüzden şöhretli Şehirleri seviniz.

O şöhretli şehirlerden biridir Napoli.

Ama iyi, ama kötü bu şöhreti hakketmiştir.

Bu şöhrete karşı durursanız, elinin tersiyle sizi geldiğiniz yere gönderir.


O yüzden hangisi olursa olsun bir şehre usturuplu girerseniz

Size hoş geldin der, onu tanımanıza izin verir, sizi masasına oturtur,

İkramda bulunur, lütfeder.


Yoksa siz bilirsiniz.


Unutmayın ki,

Edeple gelen,

Lütufla gider.
























 
 
 

Comments


Post: Blog2_Post

KÖŞE BUCAK ANADOLU

buradan kaydolun

Kaydolduğunuz için teşekkür ederiz.

©2020 by KÖŞE BUCAK ANADOLU

bottom of page